Çok fazla kişi tarafından tanınmak mı, az kişi tarafından çok sevilmek mi?

Bir müzisyen olarak siz hangisini tercih ederdiniz?


Eskiden müzik piyasasında başarılı olmak için ana akımda yer almak gerekiyordu. Yani popüler radyo kanallarında şarkılarınızın çalması, büyük televizyon kanallarındaki programlarda konuk olarak yer alabilmek ve bunların sonucunda da geniş kitlelere ulaşabilmek... Tüm bunlar sizin (sponsorlu) büyük konserler verebilmeniz, bu konserlerden kayda değer düzeyde gelir elde edebilmeniz anlamına geliyordu. Daha küçük hayran kitlelerine sahip olan alternatif sanatçılar ise çok daha küçük mekânlarda, konser başına çok daha düşük ücretler kazanacak bir kariyere sahip olabiliyorlardı ancak. Dijital devrimden hemen sonra neredeyse tamamen canlı performanslara bağlı duruma gelen bir sektör ekonomisi söz konusu olduğu için yaygın popülerlik büyük bir avantajdı.


Dijital devrimin ilk zamanlarındaki kayıtlı müzikten neredeyse hiç para kazanamama durumu yıllar içinde yavaş yavaş değişmeye başladı. Spotify başta olmak üzere, streaming platformlarının sanatçılara/yapımcılara ödedikleri stream başına ücretler her ne kadar cüzi de olsa, dinleme rakamları milyonları geçen sanatçılar için tatminkâr düzeylere ulaşmaya başladı.


Canlı etkinliklerin doludizgin devam ettiği pandemi öncesi dönemde, dijital kaynaklı gelirler yine de çok fazla önemsenmiyordu. Hatta birçok sanatçı, “Nasılsa ben paramı canlı konserlerden kazanıyorum.” düşüncesiyle dijital gelirlerinin tamamını yapımcılara bırakıyordu. Fakat pandemiyle birlikte tüm sanatçılar gözlerini ellerinde kalan tek kazanç kapısı olan dijitale çevirdiler.


Dijital platformları incelediğimizde dikkat çeken önemli noktalardan bir tanesi şu: İsimleri herkes tarafından bilinen, Türkiye’nin en popüler isimlerinin şarkılarının dinlenme rakamları ile alternatif sanatçı ve grupların dinlenme rakamlarını karşılaştırdığınızda, alternatif sahnenin öne çıkan isimlerinin, ana akımın en popüler isimlerini 4’e 5’e katladığı çok fazla örnek olduğunu görüyorsunuz. Bu da bize şunu gösteriyor: Alternatif sanatçıları tanıyan insanların sayısı belki çok az, fakat bu sanatçıların kendileri için oluşturdukları küçük kitleler onların müziğine büyük bir bağlılık gösteriyor ve tekrar tekrar dinliyor. Yani, dijital müzik ekonomisi söz konusu olduğunda, herkes tarafından çarçabuk kabullenilen sabun köpüğü şarkılar yapmaktansa, gerçek bir dinleyici kitlesine hitap edecek daha alternatif bir müzik tarzını benimsemek çok daha kârlı bir yol gibi görünüyor. (Benim açımdan alternatif müziğin geniş kitlelere ulaşması da çok önemli bir konu ve bahsettiğim gelişmeler henüz bu sorunu çözecek boyutta değil, bunu da not düşmek isterim).


Son dönemde yaşadığımız dijitale bu zorunlu yönelim, Türkiye’de alternatif müzik sahnesinin zamanla her bakımdan daha fazla gelişmesine vesile olur mu dersiniz?


Arşiv
Etiketlere Göre Ara
Bizi Takip Edin
  • Facebook Basic Square
  • Twitter Basic Square
  • Google+ Basic Square