Türkiye'nin Mücevher Sektörü Üzerine Bir Değerlendirme: Yüksek İhracat, Düşük Katma Değer

October 7, 2014

Bilgi, yetenek ve yaratıcılık gibi kavramlar, günümüzde ülkelere uluslararası ekonomik rekabette avantaj sağlayacak en önemli kaynaklar arasında yer alıyor. Bu durum tüm dünyada her geçen yıl daha iyi anlaşılıyor ve özellikle gelişmiş ülkeler ulusal kalkınma stratejilerinde bilgi, yetenek ve yaratıcılığın merkezde olduğu sektörleri ön planda tutmaya özen gösteriyorlar. Türkiye’de de söz konusu yaratıcı sektörlerin ülke ekonomisinin kalkınmasındaki öneminin yavaş yavaş da olsa anlaşılmakta olduğu söylenebilir. Bu anlayış doğrultusunda etkin gelişme ve rekabet stratejilerinin oluşturulabilmesi için, öncelikle yaratıcı sektörlerin her birindeki üretim ve ihracata dair mevcut durumu detaylı şekilde analiz etmek gerekir. Bu yazıda bu bağlamda, Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı’nın (UNCTAD) tanımladığı yaratıcı üretim alanlarından biri olan ‘tasarım’ üst başlığı altındaki mücevher sektörü, Türkiye’nin uluslararası performansı bakımından irdelenmekte.

Türkiye, UNCTAD verilerine göre 2011* yılında 1 milyar 960 milyon dolar değerinde mücevher ihraç etti. Bu rakam, Türkiye’nin tüm tasarım ürünleri (mücevher, mimarlık, moda, cam işleri, dekorasyon, oyuncak) ihracatının %54’üne tekabül ediyor. Bu yüksek mücevher ihracatı sayesinde ülkemiz, tüm yaratıcı ürünlerin ihracatı bakımından Avrupa Birliği (AB) ortalamasının üzerinde bir performansa sahip (UNCTAD verilerine göre Türkiye’nin 2011 yılı tasarım ürünleri ihracatı 3 milyar 650 milyon dolar değerinde iken AB ortalaması için bu değer 3 milyar 401 milyon dolar). Ayrıca, Türkiye dünya mücevher ihracatı sıralamasında 2012 yılı itibariyle onunculuğa yükselmiş durumda. Tüm bunlar, uluslararası mücevher piyasalarında Türkiye lehine bir talep potansiyeli olduğuna işaret etmekle beraber, verilerin sektörün yarattığı katma değer bakımından incelenmesi, tablonun ilk bakışta görüldüğü kadar olumlu olmadığını ortaya koyuyor ve söz konusu potansiyelden etkin şekilde faydalanabilmenin yollarının tartışılması için zemin hazırlıyor.

Bu noktada, konunun daha iyi anlaşılabilmesi için bir parantez açıp katma değer kavramını tanımlamak ve önemi üzerinde durmakta fayda var. Bir ürünün katma değeri, kabaca o ürünün toplam satış değerinden üretimde kullanılan malzemelerin maliyeti düşülerek hesaplanabilir. Yani katma değer, üretim sürecine dahil olan faktörlerin (sermaye, işgücü gibi) yarattığı net değerdir ve ürün satışından elde edilen brüt geliri gösteren ciro ve ihracat rakamlarına göre daha sağlıklı bir ekonomik performans ölçütüdür. Zira ciro ve ihracat rakamları, ürünün üretildiği sektörde bulunan faktörlerin yarattığı değerin yanı sıra o ürünün üretiminde kullanılan malzemenin maliyetlerini de içerir. Dolayısıyla, özellikle üretimde kullanılan malzemelerin yurt dışında ithal edildiği durumlarda ciro ve ihracat rakamlarını dikkate almak, sektörlerin ülke ekonomisine katkısını ölçmenin en ideal yolu değildir.    

Mücevher sektörüne geri dönecek olursak, Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 2011 verilerine göre, Türkiye’nin mücevher ihracatından elde ettiği 1 milyar 960 milyon doların yalnızca %5,99’unu sektör tarafından yaratılan katma değer oluşturuyor. Oysa Avrupa ülkeleri için durum farklı. Örneğin, mücevher ihracat rakamları bakımından Türkiye’ye en yakın Avrupa ülkesi olan Almanya’nın 2011 yılında gerçekleştirdiği 1 milyar 490 milyon dolar değerindeki mücevher ihracatının %49’u katma değer. Türkiye’deki mücevher sektörü, Türkiye’nin ihracat rakamı olan 1 milyar 960 milyon doların ancak 117 milyon dolarını katma değer olarak yaratıyor. Geri kalan miktar ise kabaca mücevher imalatında girdi olarak kullanılan ürünlerin değerini yansıtıyor. Altın, gümüş, değerli taş gibi bu girdilerin büyük kısmının yurt dışından ithal edildiği de hesaba katılınca, Türkiye’deki mücevher sektörünün ülke ekonomisine katkısının, UNCTAD’ın ihracat rakamlarının gösterdiğinden çok daha düşük olduğu sonucuna varmak mümkün.

Türkiye’de mücevher sektörü neden katma değer üretemiyor?

Yaratıcı sektörlerin ülkelerin ekonomik kalkınmasında önemli role sahip olmalarının temel sebebi, bu sektörlerin merkezinde bulunan yaratıcılık kavramının üretim süreçlerindeki katma değer yaratma potansiyeli. Mücevher sektörünün katma değer bakımından geri kalmasının nedeni ise, bir ‘yaratıcı sektör’ olarak sınıflandırılmasına rağmen Türkiye’de mücevher üretiminde yaratıcılığın yeterince ağırlıklı olmayışı. Bunun temelinde yatan en önemli neden, son otuz yıldır mücevher sektöründe yaşanan yapısal dönüşüm. Daha önce yalnızca küçük ve orta ölçekli atölyelerde gerçekleştirilen el işçiliği üretime dayalı mücevher sektörüne, son yıllarda seri üretim yapan büyük ölçekli firmalar da dahil olmuş durumda. Tek bir tasarımdan binlerce kopya mücevherin üretildiği seri üretimde yaratılan katma değer, mücevher ustalarının el işçiliğiyle az sayıda özgün ürünler ürettiği atölyelerde yaratılan katma değere kıyasla çok düşük. Ve sektörde büyük ölçekli firmalar küçük ve orta ölçekli üreticiye kıyasla daha büyük paya sahip olduğu için, varılan nokta: ‘ihracatta düşük katma değer’.

Mücevher imalatında katma değeri artırmaya yönelik öneriler:

Türkiye’deki mücevher sektörünün ihracattaki katma değeri, ihraç edilen ürünlerin üretim süreçlerinde yaratıcılığın girdi olarak ne ölçüde değerlendirildiğine bağlı. Bu nedenle ihracattaki katma değeri artırmanın birinci yolu halihazırda özgün tasarıma dayalı üretim yapan küçük ve orta ölçekli atölyelerin markalaşarak uluslararası piyasalarda var olabilmeleri için hem üretim hem pazarlama yönünden desteklenmeleri. Unutulmamalıdır ki, zanaata dayalı mücevher üretimi Türkiye’nin kültürel değerlerinden biridir ve dünyada son yıllarda yaygınlaşan kültüre ve yaratıcılığa dayalı kalkınma paradigması çerçevesinde bu değer marka yaratmak ve küresel rekabette öne çıkmak açısından önemli bir avantajdır.

Üretim ve ihracatta katma değeri artırmak için yapılması gerekenlerden biri de, mevcut durumda yüksek ihracat yapan büyük mücevher firmalarını, üretim sürecinde yaratıcılığın ve özgünlüğün, hem kendi kârlılıklarını hem de ülke ekonomisine sağladıkları katkıyı artıracak faktörler olduğu konusunda bilinçlendirmek, üretim stratejilerini bu yönde geliştirmeleri konusunda teşvik etmektir.

 

*Değerlendirmenin 2011 yılı için yapılmasının sebebi TÜİK’in en güncel verilerinin bu yıla ait olmasıdır.

Share on Facebook
Share on Twitter
Please reload

Arşiv
Please reload

Etiketlere Göre Ara
Bizi Takip Edin
  • Facebook Basic Square
  • Twitter Basic Square
  • Google+ Basic Square