Bağımsız Sanat Örgütlü Olmalı

February 4, 2015

Kültürel sektörlerde üretilen ürünler biriciklik özelliği taşırlar. Yani her bir ürünün üretim süreci kendine özgüdür (popülerlik kavramının bir sonucu olarak bu ürünlerin birçoğu birbirine benzeseler de) ve başka bir ürününkine olduğu gibi aktarılamaz. Dolayısıyla bir sinema filmini, bir tiyatro gösterisini, bir müzik CD’sini üretmek, o ürünü sıfırdan inşa etmeyi gerektirir. Bu da söz konusu sektörlerde üretimin maliyetini arttırır. Kültürel sektörlere özgü bu üretim yapısının doğal sonucu ise bu sektörlerde oligopolleşme, yani sektörde elde edilen gelirin büyük bölümünü az sayıda büyük firmanın paylaşmasıdır. Çünkü bu sektörlerdeki yüksek üretim maliyetlerini karşılamanın yolu, bir kez üretilmiş bir üründen olabildiğince fazla kopya satmaktır ve bunu da genellikle sadece büyük firmalar başarabilirler. Geriye kalan çok sayıdaki küçük üretici (bağımsız sanatçı) ise masraflarını karşılayıp mütevazı bir hayat sürmeye yetecek geliri elde etmekte bile çoğu zaman zorlanır. Bu durum, yetenekli ve üretken birçok insanın kültür alanından çekilmek zorunda kalmasıyla sonuçlanır.

 

Kültür-sanat alanında yürütülen birçok araştırma, bağımsız sanatçıların kültürel sektörlerde varlıklarını sürdürmekte zorlanmalarının en önemli sebeplerinden biri olarak bu sanatçılar arasındaki iletişim ve koordinasyon eksikliğine işaret ediyor. Koordinasyonun öncüsü olması beklenen meslek birlikleri, genellikle telif hakları, sanatçı statüsü gibi daha makro sorunların çözümüne odaklandıkları için, bağımsız sanatçıların ayakta kalabilmelerine yönelik aktif stratejiler geliştirmek konusunda yetersiz kalıyorlar.

 

Kaynakların ortak kullanımı, bilgi ve tecrübe paylaşımı, karşılıklı tanıtım desteği gibi konularda kendini gösterecek bir örgütlenme, bağımsız sanatçıların büyük şirketler karşısında tutunabilmelerine yardımcı olacaktır. Bu örgütlenmenin gerçekleşmesi için, var olan meslek birliklerinin bu sorunu gündemlerinde öncelikli bir sıraya koymalarının yanında bağımsız sanatçıların proaktif davranıp yeni platformlarda güç birliği yapmaları da yerinde olur.

Kültürel sektörlerde bağımsız sanatçıların varlık gösterebilmesine yönelik iki örnek girişimden söz etmek gerek. Bunlardan biri Başka Sinema projesi. Başka Sinema, ulusal ve uluslararası platformlarda beğeni kazanan ve özellikle uzun süreler gösterimde kalma şansı bulamayan filmlerin sinemaseverlerle buluşması amacıyla 2013’te hayata geçirilen sürekli bir sinema salonu oluşumu. Başka Sinema, İstanbul genelinde anlaştığı sinema salonlarına, dağıtımını üstlendikleri, vizyona girmekte zorlanan yerli ve yabancı filmlerin en az bir ay süreyle vizyonda kalması ve filmin gösterime girmesinden bir ay önce izleyiciye program dağıtılması şartını koşarak bu filmlerin izlenme şansını artırıyor.

 

İkinci örnek örgütlenme ise bağımsız tiyatro gruplarının bir araya geldiği Alternatif Sahneler girişimi. Alternatif Sahneler, İkinci Kat, Sekizinci Kat, Kumbaracı 50, D22, Mekan Artı, Emek Sahnesi, Sahne Hâl, Asmalı Sahne, Şermola Performans gibi alternatif tiyatro gruplarının bir araya gelerek kurdukları bir platform. İsmi geçen tiyatro grupları, oluşturdukları ortak sosyal medya hesapları, karşılıklı sistematik tanıtım desteği, periyodik toplantılarda geliştirdikleri ve uyguladıkları stratejiler sonucunda sürdürülebilir başarının oldukça zor elde edilebildiği bir alanda varlıklarını sürdürmeyi başarıyorlar.

 

Başka Sinema ve Alternatif Sahneler, bağımsız sanatçıların üretimlerini daha geniş bir izleyici kitlesine ulaştıran ve dolayısıyla da toplumun sanata daha geniş bir perspektiften bakabilmesini sağlayan çok değerli iki örnek. Diğer kültür sektörlerinde de benzer girişimlerin ortaya çıkması hem kültür-sanat alanında daha büyük bir yaratıcı kesimin var olmayı sürdürmesini hem de böylelikle toplumun sanatsal vizyonunun gelişmesini sağlayacaktır.

Share on Facebook
Share on Twitter
Please reload

Arşiv
Please reload

Etiketlere Göre Ara
Bizi Takip Edin
  • Facebook Basic Square
  • Twitter Basic Square
  • Google+ Basic Square