Kültürel Sektörlerin Ekonomik Potansiyeli Değerlendirilmeli

Teknolojik gelişmeler ve küreselleşmenin etkisiyle mal ve hizmetlerin bir yerden başka bir yere taşınması tüm dünyada artık çok ucuzladı ve kolaylaştı. Dolayısıyla, özellikle gelişmiş ülkeler için birçok ürün ve ara ürünü imalat sanayisi ucuz işgücüne dayalı ülkelerden ithal etmek giderek daha kârlı hale geldi. Öte yandan, dünya ticaretinin merkezi olan şehirler, sahip oldukları fiziksel özellikler ve sundukları fiziksel imkânlar bakımından birbirlerine giderek daha çok benzemeye başladılar. Tüm bunlar, gelişmiş ülkeleri, uluslararası ekonomik rekabette avantaj sağlamak için farklı arayışlara yöneltti. Bu avantajı sağlayacak olanın, şehirlere ve ülkelere özgünlüklerini veren kültürleri ve buralarda yaşayan insanların fark yaratacak bilgi ve yetenekleri olduğu her geçen gün daha iyi anlaşılmakta. Bu bağlamda yaratıcılık kavramının merkezde olduğu kültürel sektörler, birçok ülkede büyüme ve gelişme stratejilerinin merkezine oturdu.

Kültürel sektörlerin diğer sektörlerden en önemli farkı, yüksek katma değer yaratma potansiyeline sahip olmaları. Bir ürünün katma değeri, kabaca o ürünün toplam satış değerinden üretimde kullanılan malzemelerin maliyeti düşülerek hesaplanabilir. Yani katma değer, üretim sürecine dahil olan sermaye, işgücü gibi faktörlerin yarattığı net değerdir ve ürün satışından elde edilen brüt geliri gösteren ciro, ihracat gibi göstergelere göre daha sağlıklı bir ekonomik performans ölçütüdür. Bu nedenle bu yazıda kültürel sektörler ile diğer sektörleri ülke ekonomisine katkı potansiyelleri bakımından karşılaştırmak için katma değer verilerinden yararlanılmakta.

İki sektörü katma değer yaratma potansiyelleri bakımından karşılaştırabilmek için her ikisinin de aynı değerde satış yaptığını varsaymak gerekir. Türkiye’de ve dünyada yayınlanan birçok raporda yapıldığı gibi, sektörlerin bir yıl içinde ürettikleri toplam katma değerleri karşılaştırmak, bu sektörlerin gerçek potansiyellerini anlamak bakımından eksik olacaktır. Çünkü toplam cirosu çok fazla olan bir sektör, bu ciro içindeki katma değer yüzdesi yüksek olmasa da, toplam katma değer rakamsal olarak büyük görünecektir. Konu, Türkiye’deki kültürel sektörler bağlamında değerlendirilecek olursa, halen büyümekte olan bu sektörlerin ciro büyüklükleri, inşaat, imalat gibi oturmuş sektörler seviyesinde değildir. Bu yüzden, kültürel sektörlerin katma değer potansiyellerini ortaya koymak için bu sektörler ile diğer sektörleri katma değer/ciro oranı üzerinden karşılaştırmak daha doğru olacaktır.

Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre katma değer/ciro oranı imalat sanayiinde %17,59; inşaat sektöründe %18,98 iken, yayımcılık sektöründe %26,17; sinema filmi, video ve televizyon programları yapımcılığı, ses kaydı ve müzik yayımlama alanında %23,54; tasarım alanında %23,52; gösteri sanatlarında %63,67; sanatsal yaratıcılık faaliyetlerinde %40,75’dir.

Yukarıdaki istatistiklerden görüldüğü üzere, kültürel sektörler tüm imalat sektörleri ve inşaat sektörüyle karşılaştırıldıklarında çok daha büyük katma değer yaratma potansiyeline sahiptirler. Yani, kültürel sektör ürünlerinin toplam satış değerinin büyük bir bölümü, ‘sektör içinde’ yaratılmaktadır.

Tüm bu veriler gösteriyor ki, kültürel sektörlerde cironun artması ülke ekonomisine yüksek oranda katma değer olarak yansıyacaktır. Bu nedenle kültürel sektörlerin hem merkezi hem yerel yönetimlerce desteklenmeleri ve kalkınma stratejilerinin merkezine konmaları Türkiye’nin uluslararası ekonomik rekabette avantaj sağlayabilmesi yönünde önemli bir adım olacaktır.

Arşiv
Etiketlere Göre Ara
Bizi Takip Edin
  • Facebook Basic Square
  • Twitter Basic Square
  • Google+ Basic Square